Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

flower3.gif (9114 bytes) dunya2.jpg (4450 bytes)    ozsivasamblem.jpg (6096 bytes) T629449A-1.gif (2199 bytes)  turkey.gif (8638 bytes)

anasayfa 

Felsefe Ana Sayfası   bilgi felsefesi    bilim felsefesi    varlık felsefesi    ahlak felsefesi    siyaset felsefesi    sanat felsefesi    din felsefesi

SİYASET FELSEFESİ

I. Siyaset Felsefesinin Konusu

Siyaset: Toplum yönetimi ile ilgili olayların bütününü inceleyen bilim dalıdır.

Siyaset Felsefesi: Siyasi iktidarın oluşumunu, kaynağını kullanılış biçimini yaşanılan durumdan daha iyi bir durum olup olmadığını ele alan bilgi dalıdır.

A. Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları:

Birey: Toplumda yaşayan insanlardan her biri

Toplum: Bireylerden oluşan sosyal grup

İktidar: Yönetimi elinde bulundurma gücü

Devlet: Toplum yönetimi ile ilgili en geniş kurum

Yönetim: Devlet ve Toplumu yönetme

Meşruiyet: Hukuka, yasaya uygun olma

Egemenlik: Devletin iktidar gücünü kullanabilmesi

Hak: Bireyin yasaya uygun isteği

Hukuk: Toplumsal yaşamı düzenleyen yazılı kuralların bölümü

Yasa: Yaptırım gücüne sahip yazılı kurallar

Bürokrasi: Devlet işlerinin yürümesini sağlayan hiyerarşik biçiminde örgütlenmiş görev yapanlardan oluşan yapı.

Sivil Toplum: Toplum yönetiminde, iktidarın etki alanı dışında bulunan ve kendi dinamiğini oluşturarak varlığını sürdüren toplum olanı.

B. Siyaset Felsefesinin Soruları:

- İktidarın kaynağını nereden alır?

- Meşrutiyetin ölçütü nedir?

- Egemenliğin kullanılış biçimleri nelerdir?

- Bireyin temel hakları nelerdir?

- Bürokrasinin işlevi ve geleceği nedir?

- Sivil toplum ne anlama gelir?

1. İktidar Kaynağını Nereden Alır?

a- İkidar, kaynağını toplumu içten ve dıştan gelebilecek tehliklere karşı koruma düşüncesinden alır.

(Korunma İhtiyacı)

b- İktidar, kaynağını toplumdaki egemen dinden alır.

(Dini misyon)

c- İktidar, kaynağını toplumdaki birlikde yaşama isteğinden alır. (Ortak irade)

2. Meşruiyetin Ölçütü Nedir?

a- Korunma İhtiyacı: Toplumun korunma ihtiyacının karşılanması iktidarın uygulamalarını meşru kılar.

b- Dini Misyon: İktidar uygulamalarını dini nisyonun yerine getirilmesi nedeniyle meşru kılar.

c- Sınıf Çıkarının Korunması: Sınıf çıkarının sağlanması uygulamayı meşru kılar.

d- Ortak İradenin Temsili: Ortak iradenin istediği durumları gerçekleştirmeyi, uygulamaları meşru kılan ölçü kabul eder.

3. Egemenliğin Kullanılış Biçimleri (Max Weber'in görüşü):

a- Geleneksel Egemenlik Biçimi: Geleneklere bağlı olarak yönetimde bulunanların kutsal olduğu inancı geleneksel egemenlik tarzınının meşruluğunu sağlar. Bu otorite tipinde yönetenlerin kim olacağı ve bunların yetkileri gelenekler tarafından belirlenir.

b- Karizmatik Egemenlik Biçimi: Hem yönetilen, hem de yöneten kendisinde doğa üstü özellikler olduğunu düşünür. Bu nedenle lider, toplum için her zaman doğruyu yapar, yanılmaz, Yönetilenlerin mutlak boyun eğmesi gerekir. Buna monarşik ve teokratik yönetimleri örnek verebiliriz.

c- Rasyonel-Yasal Egemenlik Biçimi: Demokraside meşru egemenlik biçimi, yasama yürütme, yargı yetkilerinin farklı güçlerde bulunması ile gerçekleşmektedir. Demokratik toplumları buna örnek verebiliriz.

II. Siyaset Felsefesinin İki Ana Problemi

A. Karmaşa-Düzen-Ütopya

Karmaşa (Düzensizlik): Toplumsal bakımdan istenilmeyen bir durum olup, varlığını bu biçimde sürdüren toplum örneği yoktur.

Düzen: Toplumdaki karşılıklı etkileşim halinde bulunan sosyal kurumların oluşturduğu bütünlüktür.

Ütopya: Yunanca kökenlidir ve olmayan ülke, belli olmayan yer anlamındadır. Zihinde tasarlanmış bir takım ilkelere göre oluşturulmuş hayali toplumu ifade eder.

B. Düzenin Gerekliliği ve Devlet

Bütün toplumlarda belli bir düzeni sağlayan kurallar vardır. Toplumsal yaşamın sürdürülmesi için çeşitli kurallar gerekmektedir. Bunların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlayan güç devlettir.

1. Devleti Doğal Düzenin Devamı Olarak Kabul Edenler:

Platon'a göre devlet bir organizma gibidir. Devlette gördüğmüz sosyal sınıflar insandaki belli yetilerin karşılığıdır.

İşçi Sınıfı: İnsandaki beslenme güdüsüne karşılıktır.

Koruyucular Sınıfı: İnsandaki irade yetisine karşılıktır.

Yöneticiler Sınıfı: İnsandaki akıl yetisine karşılıktır.

Platon'da filozoflar devlet adamı veya devlet adamları filozof olmalıdır.

Aristoteles'e göre, insan nasıl bazı biyolojik ve ruhsal yetilerle dünyaya geliyor ve sonra yaşamı boyunca bunları geliştiriyorsa aynı şekilde devletde bir toplumsal yaşam yetisiyle dünyaya gelir sonra yaşamı boyunca bunu geliştirir ve gerçekleştirir.

2. Devleti Yapma Bir Varlık Kabul Edenler:

İnsanlar uzlaşıp anlaşarak topmlumu ve devleti meydana getirirler. Buna Toplumsal Sözleşme adı verilir.

İlk çağda sofistler, 17. yy'da T. Hobbes, 18. yy'da J.J. Rouseau bu görüşü savunmuşlardır.

C. İdeal Düzen Arayışları:

1. İdeal Düzenin olabileceğini Reddedenler:

Sofist Yaklaşım: Protagoras ve Gorgias'ın temsil ettiği yaklaşımdır. Buna göre insan herşeyin ölçüsüdür. Dolayısıyla herkesin isteyebileceği ideal bir düzen olamaz.

2. İdeal Düzenin Olabileceğini Kabul Eden Görüşler:

a- ÖzgürlüğüTemel Alan Yaklaşım: İdeal düzenin var olması için toplumda birey özgürlüklerinin tam olarak yerine getirilmesi gerekir. Böyle bir ortamda ideal düzen kendiliğinden oluşur. Ekonomik planda, bireylerin ekonomik çıkarlarının tatmini sağlanınca toplumun bütünün çıkarı da gerçekleştirilmiş olacaktır. A. Smith ve St. Mill gibi Liberalist düşünürler bu yaklaşımı temsil ederler.

b- Eşitliği Temel Alan Görüş: İdeal düzenin var olabilmesi için bireylerin başkaları ile eşit olarak yasama hakkına sahip olması gerekir. Bunun gerçekleşmesi ise üretim araçlarının kişi veya grup mülkiyetinden çıkarılıp herkese ait olması ile mümkündür. Sosyalist S. Simon, L. Blanc, K. Marx bu görüştedirler.

c- Adaleti Temel Alan Yaklaşım: İdeal düzen için hem örgürlüğü hem de eşitliği içine alan adaletin sağlanması gerekir. Böylece hukuksal kurum ve kurallar işleyecek, bireylerin temel hak ve özgürlükleri korunmuş olacaktır.

D. İdeal Düzeni Belirleyen Ölçütler:

Özgürlük, eşitlik, adalet, hukukun üstünlüğü, halkın egemenliği ve Demokrasi gibi ölçütler vardır.

E. Ütopyalar:

1. Platon'un Ütopyası: İdeal devlet anlayışından bahsettiği "Devlet" adlı eserinde bahseder. Bu devlette üç grup vardır: işçiler, bekçiler ve yöneticiler. İşçiler sadece çalışır, itaat ederler. Bekçiler (yani savaşçılar) devleti içten ve dıştan gelecek tehlikelere karşı korur. Yöneticilerin amacı adaleti hakim kılmaktır. Ona göre bir devlet en mükemmel devlettir.

2. Thomas Moore-Ütopya: Mülkiyetin bireysel olduğu ve herşeyin parayla ölçüldüğü yerde adaletin ve mutluluğun olmayacağını söyler insanların mutlu olabilecekleri bir düzen önerir. Bu düzende mülkiyet yoktur, sınıf yoktur, insanlar eşittir. Aile, toplumun temelini oluşturur. İnsanlar para ve altına değer vermezler; herkes mutludur. Yöneticiler, halkı çok iyi yönetir. Yasalarınsayısı çok azdır. Savaş yok, barış hakimdir. Değişik dine inanan insanlar arasında hoşgörü var. Ruhun ölümden sonra yaşayacağına inanırlar.

3. Campanella-Güneş Ülkesi: Var olan herşeyin ortaklaşa paylaşıldığı, tam bir eşitlikle paylaşıldığı ülkedir. Mülkiyet ortak, zorunlu çalışma süresi azdır. Güç akıl, sevgiye dayanan yöneticilerin yetkileri çok geniştir.

4. Farabi-Erdemli Şehir-"El-Medinetü-l-Fazıla": Halkının Etkin Akılla bağlantı kurduğu, erdemli kişilerce yönetilen toplumdur. Bir erdemli kişi veya meclis toplumu yönetir.

5. A. Huxley-"Yeni Dünya": Teknolojinin gelecekte toplumu nasıl yok edeceğini göstererek, bilim ve teknolojiye karşı insanı uyarmak amacıyla yazdığı eserdir. Yeni dünyada yapay yöntemle üretilen insanlar alfa, beta, epsilon adı verilen sınıflardan oluşmuştur. Kimse hastalanmaz ölmez, yalnız çalışma ve eğlence olduğundan duygulanma ve düşünme yoktur. Ayrıca toplumların geçmişi tümüyle silinmiştir.

6. G. Orwell-1984: Totaliter devlet anlayışına karşı uyarmayı amaç edindiği eserdir. 1984 dünyanın üç bloka bölündüğü ve toplumların acımasızca yönetildiği bir dönemdir. Baskı nedeniyle herkes korku içindedir. İnsanların davranışları ve düşünceleri sürekli izlendiği için kimsenin özel hayatının olmadığı bir dünyadır.

F. Birey ve Devlet

Birey, temel hak ve özgürlüklerini kullanan bir varlık, devletde toplumda bireylerin bu hak ve özgürlüklerini en ileri derecede ve sürekli olarak kullanabilmeleri için oluşturulmuş otoritedir. Bu otorite yasama, yürütme ve yargı yoluyla amacına uygun olarak kullancak biçimde örgütlenmiştir.

Birey-devlet ilişkisi yalnız demokratik toplumda gerçekleşir, totaliter (baskıcı) yönetimde değil.

a) Yusuf Has Hacib: Kutadgu Bilgi (11 yy.) adlı eserinde (Mutluluk Veren Bilgi) hükümdarın görevinin halka hizmet etmek ve adalet dağıtmak olduğunu savunur.

b) J. Locke: Devlet, bireyin yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarını korumak için vardır. Bu anlamda birey ve devlet arasında sözleşme söz konusudur.

Bireyin haklarından vazgeçtiği yerde, devletin varlık nedeni de ortadan kalkar.

c) K. Popper: "Açık Toplum ve Düşmanları" adlı eserinde özgürlük öğretisini savunurken aslında bireyin vazgeçemeyeceği haklarını savunur. Bireyin haklarını ortadan kaldıran totaliter (baskıcı) yönetimlerin eleştirisini yapar.